Gelecekte Su Savaşları Çıkacak mı?

Dünyayı Bekleyen En Büyük Tehlike; Küresel Isınma

Küresel ısınma sonucu ortaya çıkan yeni kuraklık tehlikesi beraberinde henüz farkına varılmayan ve rahatsız edici su savaşlarının başlayacağının işaretidir. Küresel ısınma bu hızda devam ederse su kaynaklarına erişim ve suyun kullanılması, paylaşılması konularında sonuçları öngörülemeyen su savaşları hipotezine daha fazla dikkat edilmesini gerektirmektedir.

Bu öngörü; gezegendeki kullanılabilir su temininde güçlük yaşanması ya da imkansız hale gelmesiyle ülkeler, belki de dünya blokları arasında su savaşına savaşa neden olacağını işaret ediyor. Bilindiği üzere su; içme suyu ve gıda üretiminin temel bileşenidir, yaşam sebebidir. Tüm insan faaliyetlerinin merkezinde yer alan su konusunda hiçbir ülke su kaynaklarının tehlikeye atılmasına izin veremez. Bu yüzden su sıkıntısının artmasıyla devletler suya erişimlerini korumak için savaşa gidecekler. Su savaşları kökeninde aslında küresel ısınma ve onun sonucu artacak kuraklık vardır ve bu tehlike düşünen insanların zihnini en çok meşgul eden konuların başında gelmektedir. Suya hasret veya yakın zamanda su sıkıntısına girecek ülkeler büyük endişeler yaşamakta, halkının refahını feda ederek umutsuzca silahlanmaktadır.

Çok ilginçtir ki her geçen yıl dünyayı yaşanmaz hale getiren, buzulları eriten, hayvanlar ve bitkilerin neslini yok eden insan, küresel ısınmaya çare bulmaya çalışmak yerine (elbette bir şeyler yapılıyor ama buzlar daha hızlı eriyor) silahlanmaya giderek zincirleme bir çözümsüzlüğe doğru ilerliyor.

“Genetik araştırmalar ve fosil kayıtlar ışığında, insanın da üyesi olduğu Primat takımının evrim sürecinde günümüzden yaklaşık 65-55 milyon yıl arasında Paleosen dönemde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Hominidae ailesi veya büyük insansı maymunlar, 15-20 milyon yıl önce Miyosen dönemde Hylobatidae (Gibongiller) ailesinden ayrılmıştır. Yaklaşık 14 milyon yıl önce Ponginae veya orangutanlar Hominidae ailesinden ayrılmıştır. Goril ve şempanze ata formlarının da Homo cinsine giden soy hattından 5-6 milyon yıl önce ayrıldığı düşünülmektedir. Homo cinsi veya insan ailesi, bundan 2.3 ile 2.4 milyon yıl önce Afrika’da Hominini ve Australopithecine türlerinin son ortak atasından evrilmiştir. Bu anlamda insanın yakın dönem evrimi, insan ve şempanzelerin ortak ataları olan popülasyonların birbirinden ayrılmasından sonra başlamıştır. Bu iki popülasyondan insanın ortaya çıktığı grup ile bu grubun tüm nesli tükenen soyları Hominini olarak adlandırılırlar. Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/İnsanın_evrimi”

Yukarıda anlatılan aşamalardan geçen insan günümüzde güya bilim ve teknolojide, yaşam standartlarında büyük gelişmeler elde etmesine karşın belki de kendi sonunu küresel ısınma ile hazırlamaktadır.

Su savaşlarının olası sonuçları

Su savaşları şu anda sadece bir öngörü olmasına karşılık, gerçekleşme ihtimali çok yüksek bir konudur. Çünkü acilen daha etkin önlemler alınmazsa küresel ısınmanın sonucu olarak kuraklığın ne sıkıntılar yaşatacağını görmek için kahin olmaya gerek yoktur.  Suyun; insanları savaştan ziyade barış ve refaha götürmesini sağlamak için gerekli çalışmaları yapmanın çok iyi nedenleri var.

1. neden; geleceğin geçmişteki gibi görünmeyeceği bir gerçektir. Hiçbir gelecek artık hiç bir zaman geçmişe benzemeyecek. Dünyayı bizler böylesine hor kullanmaya devam edersek, dünyadaki tüm nimetlerin insanlar için yaratıldığı düşüncesini sürdürürsek, kaynakları hızla tüketirsek çok yakın bir zamanda geçmişteki yaşanabilir dünyayı çok özleyeceğiz.

2. neden; dünya sistemlerinde insan müdahalesi o kadar ileri gitti ki, karşımızda yeni bir gezegene sahip gibi olacağız. Ancak bu yeni gezegen; iklim değişikliği, ozon tabakasının delinmesi, kütlesel su hareketleri ve okyanus asitlenmesi gibi gelişmelerle daha iyi yaşanılabilir bir yer olmayacaktır. Bu olaylar dünya sistemini insan müdahalesinin olumsuz etkisinin kanıtıdır.

Ortadoğu’da Su Savaşı Riski Nedir?

İnsanlık tarihi boyunca Ortadoğu dünyanın en problemli bölgesidir ve bu bölge o kadar sıkıntılıdır ki tüm peygamberler bu bölgeye gönderilmiştir. Petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları açısından çok zengin olmasına karşın, su konusunda tam tersine çok fakirdir. Bilim, teknoloji konularında hiç bir şey üretmeyip sadece petrol satarak bunun keyfini süren Ortadoğu ülkeleri 40 – 50 yıl sonra petrol gelirinin tükenmesi sonrasında, bunun üzerine yaşayacakları su sıkıntısı ile, har vurup harman savurdukları petrol gelirlerinden ellerine kalan son parayı silaha yatırıp, su bulmak için yakınlarındaki su sahibi ülkelere saldıracaklardır.

Halihazırdaki Suriye trajedisi, şiddetli su baskısı altındaki bir toplumda yaşananlar hakkında önemli yaşanmış hikaye incelemesi sunmaktadır. Bilindiği üzere Suriye 2007 ve 2010 yılları arasında, tarihinde kaydedilen en kötü kuraklıklardan birini yaşadı. Bunun etkisi, kırsaldaki yaşamın yok olması ve yüz binlerce insanın topraktan şehirlere göçmesiyle sonuçlandı.  Suriye’de 2011 yılında başlayan Arap Baharı hareketi ülkenin özellikle tarımda en güçsüz, en savunmasız döneminde başladı. Kuraklığın etkileri şiddet koşullarını yaratmak için Esad rejimine karşı uzun zamandır devam eden mağduriyetlerle birleşti. Çatışma başladıktan sonra isyancı gruplar, kuraklığın en fazla etkilenen bölgelerinden gönüllü asker buldular. Dahası, iç savaşın başlangıcından bu yana, savaşçılar suyu bir savaş aracı haline getirdiler. İşid militanları su kaynaklarını ele geçirip bunu bir silah olarak kullandı.

Suriye sorununun kökenlerinde ; su kaynaklı istikrarı bozma, devlet başarısızlığına, su kıtlığının olumsuz etkileri de önemli bir yer tutmaktadır. Teröristlerin suyun kontrolünü ele alarak, bunu gıda üretiminde kullanması uzun süre ayakta kalmalarına yol açmıştır. Suriye örneği aslında su savaşlarına küçük fakat önemli bir örnektir. Kuraklık, yetersiz su kaynakların Suriye’nin tarım üretimine ciddi bir darbe vurmuş, insanlar köylerini terk edip şehirlere göçmüş, sonuçta işsizlik, açlık unsurları diğer bölgesel faktörlerle birleşince çıkan iç savaş sonucu bir ülke yok olmuştur.

Bunun daha büyük ve çok daha tehlikeli benzerlerinin (su savaşlarının) gelecek 40 – 50 yıl içinde ülkeler arasında gerçekleşme ihtimali uluslararası düşünce kuruluşlarında dile getirilmektedir. Ortadoğu bölgesi dışında Afrika ve diğer bazı yerlerde de su sıkıntısının büyük savaşlara yol açması muhtemeldir.

Su savaşlarını önlemenin yolu nedir?

Değişen iklim şartları bir çok sorunu beraberinde getirmektedir. Bir çok yerde kuraklık yaşanırken / yaşanacakken ve bir başka yerde büyük sel baskınları yaratacaktır. Su sistemleri daha az güvenilir hale geldikçe, sınır aşan nehir akışı artık tarihi, mevsimlik modelleri takip etmeyecek ki bu da devletlerin olumsuz sonuçlarla başa çıkmak için daha çok çaba sarf etmesine sebep olacaktır. Devletler konuyu kendi ellerine almaya ve başkalarının onlara ait olduğuna inanılan su kaynaklarına sahip çıkmaya başlayabilir. Böyle bir nedensel zincirin gelecekteki su savaşlarına neden olup olmayacağını kimse söyleyemez.

Ancak, su bazlı çatışma potansiyeli hakkında endişe içinde kalmamızın ikinci nedeni, ilişkiyi ilk etapta anlamamız için kullandığımız aşırı dar çerçevedir. Devletler arası savaş, çatışma ve su içeren çok daha büyük bir denklemin yalnızca küçük bir bölümünü, aslında çok daha az önemli bir bölümünü temsil etmektedir. Daha dar, “su savaşları” öngörüsünden ziyade bu daha büyük denklem üzerine odaklanmak gerekir.

Akıllı denklem, suyun barışa ve istikrara nasıl katkıda bulunabileceğini veya tersine savunmasız ülkeler ve bölgeleri istikrarsız hale getirmeye olabileceğini göz önüne getirmek gerekmektedir. Su, tüm insan faaliyetleri, aslında tüm yaşam için önemlidir. İster insan sağlığı, ister gıda üretimi ya da enerji üretimi ya da binlerce başka şey hakkında konuşsak da, su yeterli miktarda ve kalitede mevcut olduğunda, diğer iyi şeyleri tetiklemektedir. Bununla birlikte, su yeterli miktarda ve nitelikte bulunmadığı zaman gerçeğe dönüşür: insan sağlığı zarar görür, yiyecek yetiştirilemez, elektrik üretilemez vb. Aşırı koşullar altında toplum yıkılabilir ve çatışma kaçınılmaz olur.

Sonuç olarak; çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak için herkes bir şeyler yapmalı. Daha az tüketip, daha az plastik kullanmak, daha az egzos – sera gazı ve karbondioksit yaymakla işe başlayabiliriz. Birde konunun önemini bilmeyen ya da bildiği halde bazı sebeplerle küresel ısınmaya karşı yeterli tedbir almayan ABD başkanı Donald Trump gibi liderlere konun önemi yeniden anlatılabilir.

Bir cevap yazın

Tag: